Pırasa Nedir? Faydaları ve Tarihçesi Nedir?

Pırasa Zambagiller (Liliaceae9 familyasındandır. Boyu 50-150 cm boylarında, 2-5 cm çapında, yarısı toprağın içinde beyaz, diğer yarısı toprağın üstünde yeşil, iç içe sarılı yapraklardan oluşan, silindirik, dik, tek gövdeli; bu gövdeyi oluşturan gizli yaprakların devamı olarak uzun, yassı, yazlıkları açık, kışlıkları koyu yeşil yaprakları olan, ikinci yılın temmuz-ağustos aylarında uzun, dik bir sapın ucunda, şemsiyemsi bir salkım halinde, soğan çiçeklerini andıran, yeşilimsi beyaz ya da açık leylaki çiçekler açan; her birinde 1-2 adet, küçük, siyah tohum bulunan, 3’er bölmeli, küremsi-sivri uçlu meyveler veren; iki yıllık, otsu bir kültür bitkisidir.

(İlgili bilim insanlarınca; sarımsak, soğan ve pırasada, gerçek gövdenin, toprak altında başı taşıyan 2-3 mm çapında 1-2 mm boyunda rozet bir yapı olduğu, halk arasında ya da gündelik hayatta gövde olarak bilinen kısımların birbiri üzerine `sarılan’ yapraklardan oluştuğu belirtilir.) Pırasa, soğanla sarımsağın yakın akrabası sayılır ve sebze olarak kullanılmak üzere birinci yılında hasat edilir; ancak tohum alınacaksa ikinci yıla bırakılır.
Üretimi tohum ekilerek ya da fideyle yapılır. Çimlenme 12-15 gün içinde gerçekleşir. Humusça zengin, derin toprakları sever. Kışlık kara pırasalar 18 dereceye kadar soğuğa dayanır. Hasat, bitkiler yeterli yüksekliğe ve kalınlığa ulaşınca, genelde dikimden 5-7 ay sonra yapılır.

Coğrafya ve Tarihçesi: Gen merkezi Yakındoğu ya da ülkemiz dahil Doğu Akdeniz havzası olmalıdır.
Dünyada 700 dolayında türle, Türkiye’de 156 tür, 66’sı endemik 175 taksonla birlikte temsil bulur.
Ülkemizde Bursa, İçel ve İstanbul illerimizde doğal ya da doğallaşmış halde görülür.
Günümüzde bütün serin ve “liman iklimlerde üretimi yapılır.
1998 yılında ülkemizde 312 bin ton pırasa hasadı yapılmıştır. Bunların erkenci inegöl, kartal beyaz, kartal kara gibi çeşitleri var-dır. Yabancı kökenli pırasalarsa: Titan, Hubertus, Carentan, Elephant, Zwaans Delherb, Zwaans Delmeur…
Hititlerin (İÖ 1650-1200) başkenti Hattuşa’dan (Boğazköy) çıkarılan tabletlerde “Gaes” olarak geçer.
Eski Mısır’da yetiştirildiği, firavun mezarlarından kalıntılarının çıkmasından anlaşılır.
Romalılar döneminde Avrupa’ya yayılır. Ünlü kral Neron (37-68) sesini açmak için bolca pırasa yer, bu yüzden lakabı “Pırasacı”dır. Fransızların ataları Galyalılar pırasayı kendilerine simge seçer.
Ünlü Frenk kralı Charlemagne’ın (Şarlman) (742-814) manastırlarda ve imparatorluk bahçesinde yetiştirilmesini emrettiği bitkilerden biridir.
Pırasa İncil’de adı geçen sebzelerden biridir.
Tıp biliminin kurucusu istanköylü Hip-pokrates (İÖ 460-377) onu idrar artırıcı ve bağırsak yumuşatıcı olarak niteler.
İslam hekimi Razi (854-932) basur için zeytinyağlı pırasayı önerir.
Abdülvehhab el-Mardanrnin kaleme alıp 1420 yılında Çelebi Sultan Mehmed’e sunduğu Kitetbu’l-Müntehab “Kendene” adıyla ve gaz giderici olarak anlatılır.
Üstat Turhan Baytop’un anlattığına göre, eskiden pırasa tohumlarından cinsel gücü artırıcı macunlar hazırlanırmış.


Kullanılan Kısmı ve Bileşimi: Mutfakta ve halk hekimliğinde, bitkinin toprak altıyla üstündeki gövdesi, yaprakları ve halk hekimliğinde, ayrıca, yaygın olmamakla birlikte, ikinci yıllarını idrak eden bitkilerden elde edilen tohumlar kullanılır. Pırasada protein, kuersetin, karbonhidrat, seluloz, kükürt, kalsiyum, fosfor, potasyum, demir, sodyum, magnezyum, bakır, manganez, çinko, brom, klor, silisyum gibi mineral ve oligo elementler, A, B1 (tiamin), B2 (riboflavin), B3 (PP, niasin), B6 (pridoksin), B9 (folik asit, folat), C (askorbik asit) vitaminleri bulunur.

Tıp Folklorundaki Yeri: Pırasa kabızlık giderici, sindirim kolaylaştırıcı, balgam söktürücü, spazm çözücü, solucan düşürücü, astım iyileştirici, idrar artırıcı, mikrop yok edici, ateş düşürücü, terletici, vücudu güçlendirici, uyarıcı, cinsel gücü artırıcı (afrodizyak), böbrek taşlarının oluşumunu engelleyici, safra söktürücü, damar genişletici, kolesterol düşürücü olarak bilinir.
Yararlanmak için bitkinin beyaz kısımları kaynatılarak içilir ya da öylece yenir. Böcek sokmaları ve basur için de yine bitkinin baş kısmı ezilerek dışardan uygulanır.

Ülkemizdeki Uygulamalar: Ankara çevresinde basur için bitkinin bütünü dışardan kullanılır.
İzmir-Bergama’da sinirsel yatıştırıcı olarak haşlanıp yenir, kaşıntı ve el lekelerinde kaynatılmış suyuyla yıkanılır, basurda kaynatılıp buğusuna oturulur.
Samsun’daysa safra söktürücü olarak, kaynatılıp buğusuna oturulur.
Bursa-inegöl’de kulak sancısı için kulağın içine 1 damla pırasa suyu damlatılır.
Balıkesir-Savaştepe’de korda biraz pişirilen pırasanın suyu sıkılıp ağrıyan kulağa bir-kaç damla damlatılır.
Bursa-Güller köyünde de pırasanın suyu sıkılıp ağrıyan kulağa damlatılır.

Mutfaktaki Değeri: Pırasanın gövdesiyle yaprakları çiğ ve pişirilerek yenir. Toprak içinde kalan beyaz kısım, gevrek olduğu için çiğ yemeye daha uygundur.
Türk mutfağında daha çok zeytinyağlısı görülür, etli, kıymalı pişirmek, börek harcına, çorbalara, salatalara eklemek de mümkündür.
Avrupa’nın en önde gelen pırasa üreticisi Fransa’da pırasa, çorbaların vazgeçilmezlerindendir. Özellikle beyaz baş kısmı, ince ince doğranarak, patates salatası benzeri süslenti yemeklerine eklenir.